Ne söylenebilirdi ki?
İnternetten L?Aquila?nın deprem sonrasındaki fotoğraflarına ve görüntülerine baktıkça sözcükler tükeniyordu yaşananları dile getirmeye?
?Kartal?ların kanat çırptığı, geniş kanatları altında bir altı ay beni saklayıp yalnızlığımla, sessizliğimle beni kabul eden o ?Rönesans şehri L?Aquila?, bir gece sabaha karşı baykuşların kanat çırpışıyla yerle bir oluyordu?
Şehrin üstüne ?kâbus? gibi çöküyordu, deprem?
Sarsıntıyla binaların çatırtısı gecenin buz gibi olmuşluğuyla bütünleşiyor, şehrin duygulu yüreklerini çığlık çığlığa evlerini terk ettirerek ?korku?yla, ?endişe?yle baş başa bıraktırıyordu?
Kelimelerin, ünlemlerin, tüm söz gruplarının bittiği bir andı; tarih 6 Nisan 2009, saat 03.32, yer L?Aquila?
* * *
L?Aquila, Roma?nın 100 kilometre kuzeydoğusunda, deniz düzeyinin 700 metre üzerindeki Aterno vadisinde, Abruzzo Bölgesi?nin merkezinde yer alan 13?üncü yüzyıla ait bir şehirdi?
Binalarında barındırdığı tarihi, kilise duvarlarında beslediği kültür ve sanatı; yaşlılığından dolayı fazla kaldıramamış olsa gerekti ki, 2009?un Nisan başında yıkılıyordu?
Pazar günlerinde kiliselerinde çalan çanlar bir pazartesi sabaha karşı hüznün senfonisine dönüşüyor, o senfoniyi dinleyenlere gözyaşı eşliğinde konçerto armağan (!) ediyordu; üç sefer ?tam? ve iki sefer ?yarım? çaldıktan sonra?
* * *
L?Aquila; öğrenci nüfusunun yüksek olduğu, gece yarıları sokaklarında kahkahaların hiç eksilmediği, İtalyanca şarkı ve şiirlerin kol gezdiği bir İtalya şehriydi?
9 Eylül 2008 ve 15 Şubat 2009 tarihleri arasında beni konuk etmiş; gerek neşemle, gerek hüznümle bana katlanabilmişti?
Geceleri caddelerinde yürüdüğümüz, bir başımıza olduğumuzda gizli gizli gözyaşı döktüğümüz, beraberinde hiçbir şey olmamış gibi gülümsediğimiz fedakâr, anlayışlı, sağduyulu sırdaşımızdı o bizim?
Gerek Türkiye?den, gerek İspanya?dan ya da Fransa, Almanya, Polonya?dan gelen yoldaşlarımızla bizi bağrına basan en ?annemsi?, bizleri koruyup kollayan en ?babamsı? varlığımızdı?
Piazza Duomo?daki Santa Maria Kilisesi?yle, Terzo Tempo ve Farfarello?suyla, Fontana Luminosa?sıyla yüreklerimizi okşayan bir İtalyan sinyoru ya da bir İtalyan sinyorasıydı?
* * *
Ne yazık ki ?40 saniye? süren bir depremden sonra, Piazza Duomo?daki Santa Maria Kilisesi olmayacaktı artık?
Piazza Palazzo?daki saat kulesi yıkılacaktı belki de?
Evimin bulunduğu Scardessieri Sokağı?nda aşk şarkıları söylemeyecekti sevgililer?
Hemen evimin altındaki fotokopiciyi işleten o güzel yüzlü teyze ?Buon giorno!? demeyecekti gülümseyerek?
Hemen ilerisindeki kitapçıda çalışan yaşlı amca unutacaktı ?Buona sera!? sözcüklerini?
Lal olacak ve konuşamayacaktı ?Ciao, grazie!? diyen ?ragazzi?ler?
Unutulup gidecekti belki de tüm bu yaşananlar ya da mıhlanıp kalacaktı mazimizin en ?ıslak? köşelerinde?
* * *
L?Aquila, ben oradan ayrılmadan bir ay öncesine kadar da sallanıyordu; fakat geçici bir sarsıntı olduğunu düşünüyor, önemsemiyorduk o sarsıntıları?
Çünkü ufak sarsıntılar her yerde olabilirdi?
Belki de o zamanlar L?Aquila semalarında Gran Sasso?nun yağmur bulutları sandığımız ?kara bulutlar?, nisan ayında şehre gelecek olan ölüm trenin ?kara dumanları?ydı?
Bunu o zaman sezememiştik işte?
L?Aquila?dan ayrılacağım gün L?Aquila kar altında ve tüm şehir uykudaydı?
İçimde hep bir sıkıntı, bir hüzün, karmakarışık duygular vardı?
İçimde büyüttüğüm tedirginliğin sebebi demek ki bir ?6 Nisan sabaha karşısında? dışa vuracaktı kendini?
Altı ay boyunca birlikte eğlendiğimiz, birlikte gülüp, birlikte ağladığımız arkadaşlarım o büyük sarsıntıya yataklarında uyurken yakalanacak; böyle bir şey nasıl olabilir diye şaşıracak; ?kartal? şehri, artık onlar için ?korkuların şehri? oluverecekti?
* * *
Dile getirip anlatması çok güçtü, L?Aquila Depremi?ni?
Özellikle de 1995 Dinar, 1998 Ceyhan, 1999 Marmara Depremlerini tecrübe etmiş; üstelik o depremlerde yakınlarını yitirmiş; gecenin bir vaktinde taş yığınları arasında ?Sesimi duyan var mı?? çığlıklarıyla yakınlarını aramış bir ülkenin öğrencileri için L?Aquila Depremi?ni yaşamak çok korkunç bir şeydi?
Gecenin sessizliğinde bir gümbürtüyle uyanmak; yanındaki duvarın yıkıldığını, kapının parçalandığını ve beraberinde çatının uçtuğunu görmek; kolonlarla savaşmak; bağırmak isteyip de sesinin çıkmayacağını adı gibi bildiği için bağıramamak?
Deprem durduğunda evden çıkmaya çalışmak, alt kattaki arkadaşının kapısının sıkıştığını görüp çaresizce ne yapacağını bilememek, var gücüyle o kapıya vurup arkadaşını o karanlıktan kurtarmak?
Beraberinde binadan kurtulup kaçarken arkasındaki binaların teker teker yıkılıyor olduğuna tanık olmak?
Bağırmak, haykırmak, feryat etmek?
Depremin şokunu daha üzerilerinden atamamışken birileri L?Aquila için ?Bitti buranın işi!? dediğinde duyduklarına inanamamak, ?Şehir yeniden düzelir belki? gibisinden sözlerle avunmak?
Belki de ?L?Aquila?nın haritadan silinmiş olduğu gerçeğini? kendilerine bir türlü söyleyememek?
* * *
Belki birçoğu daha dün eğleniyordu Terzo Tempo?da, ?beyaz şarap? eşliğinde?
Belki kimisi Maracatu Cafe?de bilgisayarıyla baş başaydı?
Kimisi Centro Linguistico?nun merdivenlerinde otuyordu dizinde kitaplarıyla?
Farfarello?nun içerisinden ?Salute!? sesleri yükseliyordu kimi zaman, ?amici?lerin?
Fontana Luminosa?nın gölgesinde fotoğraf çekiliyordu bir başkası?
Ya da kimisi evinde ?yalnızlığını?, ?sessizliğini? yudumluyordu kadeh kadeh?
* * *
Ama işte her şey bir dakikaya yakın bir süre zarfında ?okus pokus? oluyordu?
?Sihirli bir el? şehre dokunuyor, tüm şehrin kaderini bir anda değiştiriyor ve L?Aquila?nın kanat çırpan ?kartal?larını kovalıyordu (!), Abruzzo?dan?
Gidenlerin ardından gözyaşı dökerek ve kalanlara da dualarını esirgemeyerek?

Başar ŞEKER
8 Nisan 2009







Keşke böylesine güzel bir betimlemeyi bizi mutlu edebilecek bir olay için yapmış olsaydınız…